3 Haziran 2014
29 Mayıs 2014’de bir televizyon programında konuşan Sendika Başkanları (DİSK, TÜRK-İŞ, KESK) sendikaların çeşitli sorunlarını paylaştılar.
Sendika başkanlarının gündeme getirdiği ana sorunlar şunlar:
1) 12 Eylül 1980 ile gelen iş yasalarında bulunan “iş kolu” ve “iş yeri” barajları
2) Ücretlerin asgari ücret düzeyinde kalması nedeni ile, sendikaların ekstra bir avantajının kalmaması
3) Esnek çalışma saatlerine yönelik yasaların, ”demoklesin kılıcı gibi” rafta bekliyor olması.. Ki bu durumda esnek çalışma saatlerinde, emeklilik ve sigorta haklarında hak kayıpları oluşmasından duyulan endişeler. (Günde 4 saat çalışan birisinin 4 saat üzerinden primi ödenirse, bu sefer emeklilik için gereken prim gün sayısını doldurmak zorlaşacak.
4) Özel istihdam bürolarının oluşması ve faaliyete geçmesiyle, “işçinin bir ürün gibi alınıp, satılması, kiralanması sonucunda daha fazla hak kayıplarının oluşacağını düşünmeleridir.
5) Taşeronlaşma sisteminin yaygınlığı, çok fazla taşeron oluşu ile bunlarla çalışan kişilerde örgütlenmenin iyice zorlaşması hatta imkânsızlaşması…
Programda paylaştıkları sorunlara baktığımızda, mevcut durum ve gelecek pek de ümit verici değil.
Ancak daha kötüsü Sendika Başkanlarının da elle tutulur bir çözüm önerileri ya da düşünceleri yok.
Çözümü, yasaların engellenmesi, değiştirilmesi bazında o dönemin mevcut iktidarlarına bırakıyorlar.
Oysa ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar, SONUÇLAR ÇOK FAZLA DEĞİŞMEYECEK.
Çünkü zaman ve ihtiyaçlar değişiyor. İnsanlarda değişiyor. İş yaşamı ve çalışma koşulları da değişiyor.
Sendikalarımız bu değişime ayak uyduramadıkları için pasif kalıyorlar.
Üstelik şimdiki veya gelecek iktidarlar olsun, şartların sendikaların arzu ettiği gibi gerçekleşmesinin hiçbir garantisi yok.
Bu hükümet yapsa, bir diğeri değiştirecek. Her iktidar zamanına göre farklı uygulamalar getirecek.
Sendikaların değişikliklere adapte olabilecek, esnek yeni örgütlenmelere dönüşmeleri şart.
Şu an çalışan nüfus içinde %5 olan sendikalaşma oranı zamanla daha da düşecek. Çünkü sendikalar çalışma yaşamına koruyuculuk, düzenleyicilik getiremiyorlar. Sendikaların politikacıları yönlendirebilecekleri oy potansiyelleri de yok.
Üretimi durdurma da çok etkili değil. Çünkü siz üretmeseniz bile o işi yapan ya da yapmaya hazır bir eğitimli işsizler grubu dışarıda zaten var. 1 ay da öğreniyorlar. Zaten işverenler eğer şartlar çok zorlarsa, üretimi ve fabrikayı daha ucuz işgücüne taşıyorlar.
Bu durumda sendikaların, başlarını elleri arasına alıp düşünmeleri gerekmektedir.
Bu sorunların ana kaynağı sendikaların duruma tek taraflı ve geçmişin gözlükleri ile bakmalarıdır.
60 yıl evvele göre yapılanmış bu örgütlenme ve çözüm yöntemleri, günümüzde çok yetersiz.
Bu nedenle, sendikaların değişimden yana değiller. Sadece kolay olanı istiyorlar. Çözümü başkası önersin, onlar değişsin, yasaları onlar bize göre ayarlasın, biz bildiğimiz gibi devam edelim.
Bu durumda sendikaların daha da erimesi ve zamanla yok olmaları kaçınılmaz.
Her ne kadar bazı iş kolu ve işyeri için hala uygun yapıları olsa da sendikalar, genel olarak yaşlı ve zamana uyumda zorlanan organizasyonlardır.
DEĞİŞİMLER
Her şey ama özellikle devlet sistemleri değişiyor. Devletler, uluslararası hukuk ve ticaret kuralları, yeni iş alanları ve kolları, ihtiyaçlar değişiyor.
Üstelik bu, yaşanacak değişimin daha yarısı…
Diğer yarısı ekonomik kaynakların paylaşımında çıkacak sorunlardan ve kapitalist sistemin dönüşüm geçirmesiyle olacak. Nüfus artıyor. Daha çok kişi üretimden pay almak istiyor.
Oysa yeni istihdam olanakları çok daha sınırlı oluyor.
Diğer yandan, devletler küçülmeye ve harcamalarını azaltmaya çalışıyor. (Not: Bizim ülkemizde bu gereklilikler hep hak etmeyen birilerini zengin ettiği için, haklı olarak yapılana kızıyoruz. Ancak değişen dünya da devletlerin rolü’de ciddi anlamda değişiyor)
Devletler, her türlüsü; küçülüyorlar. Toplumsal hayattan çekiliyorlar.
Özelleştirmeler ile çalışma yaşamından, sosyal devlet anlayışından, eğitimden, sağlığa, güvenlikten, yatırımlara kadar birçok noktadan çekiliyor.
Devletler, düzenleyici ve hakem rolündeki üst kuruma dönüşüyorlar.
Çünkü özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere; istihdam, yatırım, sosyal güvenlik, maliye politikalarını esas olarak şirketler, özellikle çok uluslu şirketlerin hareketleri, yatırımları belirliyor.
Uluslar arası ticaret, küreselleşme ile güçlenmiştir. Ülkelerin ticaret kurallarını da etkiliyorlar.
Bir ülkenin üreticisini koruyacak uygulamaları, gümrükleri, duvarları eğer uluslararası kurumlardan onay görmez ise, artık satış, ihracat yapamaması ya da benzer duvarlarla karşılaşması anlamında gelmektedir.
( Yine de herkesin ve her işletmenin devletlere ihtiyacı vardır. Devletler daha çok kişilerin ya da firmaların arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bir hakem, karar verici ve adaleti sağlamak üzere düzen koyucu roldedir. Şirketler devlet sistemlerinin de yıkılmasını istemezler çünkü o zaman bir bölgede uyuşmazlık çıktığında sorunların çözümünde kim rol üstlenecek?)
İşte bu nedenlerle sendikaların geleceğini ele alırken bu bakış noktalarını da ele almak ve ona göre uzun vadeli planlamaya göre değişimi belirlemek gerekiyor.
İlk başta teknolojinin getirdiği imkânların yanında değiştirdiği çalışma yapısına uygun bir örgütlenme anlayışı geliştirilmeli.
Çözüm Önerisi : Taşeronlaşmaya karşı Taşeronlaşma
Sendikaların iç tüzük amaç ve hedeflerini tekrar düzenleyip, organize bir şirket yapısına geçmeleri gerekmektedir.
Bir insan kaynakları şirketine benzese de çok daha kapsamlı ve uzun vadeli bir ilişkilere dayalı bir organizayon olacaklardır.
1) YAPISI: Bir şirket kuruluşu halindeki sendika, tüm hisselerini üyelerine dağıtır. Her yeni üye’ye bir pay verilir. Her ay ücretinden alınan sendika kesintisi karşılığı olur bu pay. Ve çalıştığı sürece artar. Böylece şirket kârından da pay alır.
(Şirket sözleşmesinde; kuruluş dönemi dâhil, sahip olunan hiçbir hisse oranının geçemeyeceği ve üst düzey belirlenir. Ve bir ya da birkaç kişinin elinde hisse toplamasının önüne geçilir. Paylar miras olarak da bırakılmazlar. İşçi çalışma yaşamından ayrıldığı zaman elindeki tüm hisse paylarını, sendikaya geri devreder.)
Yönetim tamamen profesyonel ve sendika üyeleri haricinde kişilerden oluşur.
Sendika temsilcilerinden oluşan kurula düzenli bilgi verir. Ve tüm bilgiler açık, şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılır.
2) GÖREVLERİ, İŞLEVLERİ: Sendikalar işyerine veya iş koluna göre örgütlenir. (Bu konuda AB ve ABD örneklerine bakılabilir)
Üyelerinin çalışma yaşamı ve sosyal güvenlik ihtiyaçlarını düzenlerler.
Bir işverene işçi sağlarken, o işçilerini ön planda tutar. Onların güvenli ortamda çalışabilmesi, emeklilik dönemleri için sağlam ve güvenilir birikimlerin fonlanması, iş değişikliğinde, işçilerin eğitilerek tekrar üretime katılmasını hep bu sendika şirketleri organize eder.
Eğer çalışan için daha avantajlı ekonomik şartlar mevcut ise, başka işyerlerinde de kariyerini geliştirilmesinde bu sendika şirketleri rol oynar.
Çalışan çalışma yaşamından ayrıldığı zaman, sadece yasal sosyal güvenlik sisteminden değil, ayrıca Sendika şirketinden de elindeki hisse payı karşılığında gelir sağlar.
Zaten devletin mevcut sigorta sistemini sürdürmek istemediği ve bu konudaki sorumluluklarını aşama aşama azalttığı ve eninden sonunda bu sosyal güvenlik ve sigorta yükünü de üstünden atacağı kesin.
Devletin bu uygulamalarını önleme gücünü ve ortamını gittikçe kaybeden sendikalar bu konuda, başka kimsenin eline bakmadan kendileri önlem almak ve geliştirmek zorundalar.
29 Mayıs 2014’de bir televizyon programında konuşan Sendika Başkanları (DİSK, TÜRK-İŞ, KESK) sendikaların çeşitli sorunlarını paylaştılar.
Sendika başkanlarının gündeme getirdiği ana sorunlar şunlar:
1) 12 Eylül 1980 ile gelen iş yasalarında bulunan “iş kolu” ve “iş yeri” barajları
2) Ücretlerin asgari ücret düzeyinde kalması nedeni ile, sendikaların ekstra bir avantajının kalmaması
3) Esnek çalışma saatlerine yönelik yasaların, ”demoklesin kılıcı gibi” rafta bekliyor olması.. Ki bu durumda esnek çalışma saatlerinde, emeklilik ve sigorta haklarında hak kayıpları oluşmasından duyulan endişeler. (Günde 4 saat çalışan birisinin 4 saat üzerinden primi ödenirse, bu sefer emeklilik için gereken prim gün sayısını doldurmak zorlaşacak.
4) Özel istihdam bürolarının oluşması ve faaliyete geçmesiyle, “işçinin bir ürün gibi alınıp, satılması, kiralanması sonucunda daha fazla hak kayıplarının oluşacağını düşünmeleridir.
5) Taşeronlaşma sisteminin yaygınlığı, çok fazla taşeron oluşu ile bunlarla çalışan kişilerde örgütlenmenin iyice zorlaşması hatta imkânsızlaşması…
Programda paylaştıkları sorunlara baktığımızda, mevcut durum ve gelecek pek de ümit verici değil.
Ancak daha kötüsü Sendika Başkanlarının da elle tutulur bir çözüm önerileri ya da düşünceleri yok.
Çözümü, yasaların engellenmesi, değiştirilmesi bazında o dönemin mevcut iktidarlarına bırakıyorlar.
Oysa ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar, SONUÇLAR ÇOK FAZLA DEĞİŞMEYECEK.
Çünkü zaman ve ihtiyaçlar değişiyor. İnsanlarda değişiyor. İş yaşamı ve çalışma koşulları da değişiyor.
Sendikalarımız bu değişime ayak uyduramadıkları için pasif kalıyorlar.
Üstelik şimdiki veya gelecek iktidarlar olsun, şartların sendikaların arzu ettiği gibi gerçekleşmesinin hiçbir garantisi yok.
Bu hükümet yapsa, bir diğeri değiştirecek. Her iktidar zamanına göre farklı uygulamalar getirecek.
Sendikaların değişikliklere adapte olabilecek, esnek yeni örgütlenmelere dönüşmeleri şart.
Şu an çalışan nüfus içinde %5 olan sendikalaşma oranı zamanla daha da düşecek. Çünkü sendikalar çalışma yaşamına koruyuculuk, düzenleyicilik getiremiyorlar. Sendikaların politikacıları yönlendirebilecekleri oy potansiyelleri de yok.
Üretimi durdurma da çok etkili değil. Çünkü siz üretmeseniz bile o işi yapan ya da yapmaya hazır bir eğitimli işsizler grubu dışarıda zaten var. 1 ay da öğreniyorlar. Zaten işverenler eğer şartlar çok zorlarsa, üretimi ve fabrikayı daha ucuz işgücüne taşıyorlar.
Bu durumda sendikaların, başlarını elleri arasına alıp düşünmeleri gerekmektedir.
Bu sorunların ana kaynağı sendikaların duruma tek taraflı ve geçmişin gözlükleri ile bakmalarıdır.
60 yıl evvele göre yapılanmış bu örgütlenme ve çözüm yöntemleri, günümüzde çok yetersiz.
Bu nedenle, sendikaların değişimden yana değiller. Sadece kolay olanı istiyorlar. Çözümü başkası önersin, onlar değişsin, yasaları onlar bize göre ayarlasın, biz bildiğimiz gibi devam edelim.
Bu durumda sendikaların daha da erimesi ve zamanla yok olmaları kaçınılmaz.
Her ne kadar bazı iş kolu ve işyeri için hala uygun yapıları olsa da sendikalar, genel olarak yaşlı ve zamana uyumda zorlanan organizasyonlardır.
DEĞİŞİMLER
Her şey ama özellikle devlet sistemleri değişiyor. Devletler, uluslararası hukuk ve ticaret kuralları, yeni iş alanları ve kolları, ihtiyaçlar değişiyor.
Üstelik bu, yaşanacak değişimin daha yarısı…
Diğer yarısı ekonomik kaynakların paylaşımında çıkacak sorunlardan ve kapitalist sistemin dönüşüm geçirmesiyle olacak. Nüfus artıyor. Daha çok kişi üretimden pay almak istiyor.
Oysa yeni istihdam olanakları çok daha sınırlı oluyor.
Diğer yandan, devletler küçülmeye ve harcamalarını azaltmaya çalışıyor. (Not: Bizim ülkemizde bu gereklilikler hep hak etmeyen birilerini zengin ettiği için, haklı olarak yapılana kızıyoruz. Ancak değişen dünya da devletlerin rolü’de ciddi anlamda değişiyor)
Devletler, her türlüsü; küçülüyorlar. Toplumsal hayattan çekiliyorlar.
Özelleştirmeler ile çalışma yaşamından, sosyal devlet anlayışından, eğitimden, sağlığa, güvenlikten, yatırımlara kadar birçok noktadan çekiliyor.
Devletler, düzenleyici ve hakem rolündeki üst kuruma dönüşüyorlar.
Çünkü özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere; istihdam, yatırım, sosyal güvenlik, maliye politikalarını esas olarak şirketler, özellikle çok uluslu şirketlerin hareketleri, yatırımları belirliyor.
Uluslar arası ticaret, küreselleşme ile güçlenmiştir. Ülkelerin ticaret kurallarını da etkiliyorlar.
Bir ülkenin üreticisini koruyacak uygulamaları, gümrükleri, duvarları eğer uluslararası kurumlardan onay görmez ise, artık satış, ihracat yapamaması ya da benzer duvarlarla karşılaşması anlamında gelmektedir.
( Yine de herkesin ve her işletmenin devletlere ihtiyacı vardır. Devletler daha çok kişilerin ya da firmaların arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bir hakem, karar verici ve adaleti sağlamak üzere düzen koyucu roldedir. Şirketler devlet sistemlerinin de yıkılmasını istemezler çünkü o zaman bir bölgede uyuşmazlık çıktığında sorunların çözümünde kim rol üstlenecek?)
İşte bu nedenlerle sendikaların geleceğini ele alırken bu bakış noktalarını da ele almak ve ona göre uzun vadeli planlamaya göre değişimi belirlemek gerekiyor.
İlk başta teknolojinin getirdiği imkânların yanında değiştirdiği çalışma yapısına uygun bir örgütlenme anlayışı geliştirilmeli.
Çözüm Önerisi : Taşeronlaşmaya karşı Taşeronlaşma
Sendikaların iç tüzük amaç ve hedeflerini tekrar düzenleyip, organize bir şirket yapısına geçmeleri gerekmektedir.
Bir insan kaynakları şirketine benzese de çok daha kapsamlı ve uzun vadeli bir ilişkilere dayalı bir organizayon olacaklardır.
1) YAPISI: Bir şirket kuruluşu halindeki sendika, tüm hisselerini üyelerine dağıtır. Her yeni üye’ye bir pay verilir. Her ay ücretinden alınan sendika kesintisi karşılığı olur bu pay. Ve çalıştığı sürece artar. Böylece şirket kârından da pay alır.
(Şirket sözleşmesinde; kuruluş dönemi dâhil, sahip olunan hiçbir hisse oranının geçemeyeceği ve üst düzey belirlenir. Ve bir ya da birkaç kişinin elinde hisse toplamasının önüne geçilir. Paylar miras olarak da bırakılmazlar. İşçi çalışma yaşamından ayrıldığı zaman elindeki tüm hisse paylarını, sendikaya geri devreder.)
Yönetim tamamen profesyonel ve sendika üyeleri haricinde kişilerden oluşur.
Sendika temsilcilerinden oluşan kurula düzenli bilgi verir. Ve tüm bilgiler açık, şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılır.
2) GÖREVLERİ, İŞLEVLERİ: Sendikalar işyerine veya iş koluna göre örgütlenir. (Bu konuda AB ve ABD örneklerine bakılabilir)
Üyelerinin çalışma yaşamı ve sosyal güvenlik ihtiyaçlarını düzenlerler.
Bir işverene işçi sağlarken, o işçilerini ön planda tutar. Onların güvenli ortamda çalışabilmesi, emeklilik dönemleri için sağlam ve güvenilir birikimlerin fonlanması, iş değişikliğinde, işçilerin eğitilerek tekrar üretime katılmasını hep bu sendika şirketleri organize eder.
Eğer çalışan için daha avantajlı ekonomik şartlar mevcut ise, başka işyerlerinde de kariyerini geliştirilmesinde bu sendika şirketleri rol oynar.
Çalışan çalışma yaşamından ayrıldığı zaman, sadece yasal sosyal güvenlik sisteminden değil, ayrıca Sendika şirketinden de elindeki hisse payı karşılığında gelir sağlar.
Zaten devletin mevcut sigorta sistemini sürdürmek istemediği ve bu konudaki sorumluluklarını aşama aşama azalttığı ve eninden sonunda bu sosyal güvenlik ve sigorta yükünü de üstünden atacağı kesin.
Devletin bu uygulamalarını önleme gücünü ve ortamını gittikçe kaybeden sendikalar bu konuda, başka kimsenin eline bakmadan kendileri önlem almak ve geliştirmek zorundalar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder