18 Aralık 2018 Salı

Şimdiye kadar gelip geçen Sendika Yönetimlerinin neden iyi sonuçlar alamadığını hiç düşündünüz mü?



  İşçilerin bağlı sendika yönetimlerine bir çok kişi geldi, geçti. Ancak sonuçlara bakılırsa, ilk dönemlerdeki hızlı iyileştirmelerden sonra Sendika yönetimlerini aynı verimliliği ve etkinliği gösteremediklerini biliyoruz.
Gerek sosyal haklarda, gerek alınan ücretlerde ciddi bir gerileme yaşandı.
Rakamlarda büyüme olmuş olsa da gizli enflasyon nedeni ile gelir ve refah seviyelerinde ciddi gerilemeler yaşandı.

Sendika Yönetimleri başarılı sonuçlar almayı bırakın, var olanı koruyamadılar.
.
Bu yönetimdeki kişilerin zaaflarından veya yetersizliklerinden mi kaynaklandı? Yoksa başka nedenler mi var?
.
Eğer bu yazımı okuyorsanız, devam etmeden önce durun ve biraz düşünün önce...
.
Neden Sendika Yönetimlerimiz  yeterince başarılı olamadı?
.
.
.
Sorunun kaynaklarına baktığımız zaman, Sendika Yönetimlerine gelenlerin bu durumdaki payının zannedildiği kadar çok olmadığını görüyoruz.
Elbette insan olmanın getirdiği, doğal olarak yapılan hatalar var.
.
Ama esas sorun kaynağı, bizlerin yani çalışanların, işçilerin "Sendikaya Bakış Açısında" olduğunu düşünüyorum.
.
Genel olarak kişilerde gördüğüm, Sendikayı ve yönetimlerini yüceltme eğilimi çok fazla. Bu sanırım kültürel... Çünkü kendi yetki verdiklerimizi kendi gözümüzde büyütme ve yüceltme eğilimimiz sadece sendikalarda değil, siyasette, partilerde, devlet yönetiminde dahil görülüyor.
.
Oysa onlarda insan, bende insanım. Aramızda bir fark yok. Fark birbirimize olan bakış açılarında.
.
Söz gelimi, "devlet" kavramı yüceltilmiştir. Devlet Ana, Devlet Baba, Devletin gücü, vs.vs.
Peki, kimdir, nedir "Devlet"?
.
Devlet, onu oluşturan milletin cismanileşmiş (fiziksel hal almış) iradesinin tezahürüdür. (Görüntü, yansıma...)
Devleti olmayan milletler vardır, olurlar ve yaşarlar. Ama milleti olmayan devlet, var olamaz. Yaşayamaz.
Aynı şey Sendikalar içinde geçerlidir. İşçiler olmadan Sendikalar olmaz. İşçileri barındırmayan Sendika var olamaz.
İşçilerden destek almayan bir Sendika ise işlevlerinde başarılı olamaz.
.
Bu yüzden gerçek işçilerin-işini yapan çalışanların Sendikaya ihtiyacı yoktur. Ama Sendikanın, bu çalışanlara ihtiyacı vardır.
.
Aksi halde hangi şekilde ve nasıl olursa olsun, yönetime geçmiş kişilerin, temsil ettikleri tüm topluluğun desteğini almadan başarılı olmaları söz konusu olamaz.
.
Sendika yönetimleri bu noktada şu hatayı yaptılar. Yönetime gelmelerini sağlayan topluluğun desteği ile tüm toplumu temsil etme yetkisi ve gücüne kavuştuklarını sandılar.
Oysa tüm topluluğu temsil için, tüm topluluğun desteği lazım. Aksi halde sadece kendi gruplarını temsil ederler. Bu da yarım yamalak olur.
.
Yani şimdiye kadar Sendika Yönetimlerinde, tüm çalışanların değil, sadece kendi seçmenlerinin desteğini alıp, bunu yeterli görenlerin bu hatalarından dolayı, başarılı sendikacılık yapılamadı...
.
Yoksa birebir baktığınızda büyük çoğunluğu yetkin, işinde uzman ve bilinçli insanlar. Üstelik bir çok kişinin desteğini alabilecek kadar sevilen ve değerli insanlar. Ki bu görevlere seçilmişler.
.
Çalışanların, işçilerin yaptığı hata ise, "Sizleri seçtim veya sizi seçenlerle yönetime geldiniz, artık tüm kararları siz vereceksiniz." deyip, yönetime seçilenleri poh pohlayıp, yüceltip onları kendi hallerine bırakmış olmaları.
Sadece poh pohlama veya bir istek, şikayet, başı derde girme konusu olduğunda Sendika Temsilcileri ve Yönetimler hatırlanıp iletişime geçilirse veya onlardan sadece bir şeyler talep edilirse sonuç bu olur.
.
Eğer yeni bir yönetimin başarılı olmasını istiyorsanız,
.
* Karar alma mekanizmanıza en az %10-15 oranında ana (gerçek) muhaliflerden katın. Onlar sizi görmedikleriniz görecek ve duyacaktır.
Bırakın sizleri eleştirsinler, yapılanları eleştirsinler. Sizin göremediğiniz bakış açılarını ve sorunları da getirecekleri için, bunların hepsi birer katkıdır.

* Karar uygulama mekanizmalarınızda da, son söz oy çokluğu ile söylediğinde, tüm katılımcılar muhaliflerde dahil, yek vücut olunmalı.

* Sendika yapılarımız, teoride çok iyi ve her şey düşünülmüş, pratikte ise insani hatalardan dolayı düzgün işlemiyor. İşleyemez.
Çünkü aldığımız sendika örgütlenme modelleri bile batı kökenli. Onların toplumsal ve kültürel alışkanlıkları ve eğilimleri üzerine kurulu. Bizim kültürümüze adapte edilirken de, çok fazla deformasyon hatası çıkıyor.
Bu modeller örnek alınırken; "ideal", "olması gereken" modeller olarak tercih edilmiş. Bu yapıyı bizim toplumsal ve kültürel alışkanlıklarımıza doğru evrimleştirmeniz gerekiyor.
.
Yoksa bu GDO'lu dejenere örgütlenme yapısının çok fazla bir geleceği kalmadı artık.

* Sendika, bir "çalışan organizasyonudur." Çalışanların refahını artırmak ve haklarını korumak için oluşturulmuştur. Bu amaçtan sapılmasının ana araçlarında biri, her zaman gizlilik-kapalılık olmuştur.
.
İnsanoğlu, kendi zaaflarına karşı zayıftır. Bu hepimiz için geçerlidir. Hele belli bir güce ulaşıp ta, zaaflarını doyurmaya başladığında hesap vermeyecekse, en sağlam adamın bile yoldan çıkması nerdeyse kaçınılmazdır.
.
Bu yola düşmemenin garantisi, "tüm karar ve uygulamalarda şeffaflıktır." Bu hem yönetimi, hem de çalışanı korur.
.
* Sendika aldığı karar ve uygulamalarla sadece o iş yerinde çalışanları etkilemez.
O bölgede fiziksel varlığı ve sürekliliği olan ekonomik bir güç olarak, bölgesindeki toplumu da etkiler.
Bu yüzden kamuoyu ile sürekli iletişim halinde olmak, eldeki ekonomik güç ve imkanları kullanarak toplumsal sorunlara da çözüm geliştirmeye katılmak önemlidir.
Çünkü sendika üyeleri de o toplumun bir parçasıdır.
Kamuoyu desteği ile yapılan sendikal faaliyetlerde her zaman başarılı olur.